Aslı Tandoğan Fan Sitesine Hoşgeldiniz..
 
AnasayfaKapiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Basında Çıkan Haberler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3  Sonraki
YazarMesaj
BüşrAsLı
Aslı Hastası
Aslı Hastası


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 1574
Yaş Yaş : 22
Başarı Puanı Başarı Puanı : 9
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 11/02/09

MesajKonu: Basında Çıkan Haberler   Paz 15 Şub. - 2:13

Basında Çıkan Haberler'i buraya ekleyebilirsiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cullens :)
Administratör
Administratör
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 1690
Yaş Yaş : 21
Nerden Nerden : INGILTERE
Başarı Puanı Başarı Puanı : 46
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 21/12/08

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   Ptsi 23 Şub. - 3:59

Kanal D'nin reyting rekortmeni Yaprak Dökümü'nde canlandırdığı Levent karakteri ile beğenileri üzerine toplayan Nihat Alptuğ Altınkaya aniden diziden ayrılmış, sevenlerini oldukça üzmüştü.

Nihat Alptuğ Altınkaya Show Tv'nin beğeni ile izlenen, başrollerini Aslı Tandoğan ve Burak Hakkı'nın paylaştığı "Dudaktan Kalbe"nin kadrosuna katılıyor, çok yakında kamera karşısına geçecek olan oyuncu, ünlü bir artisti canlandıracak.

Nihat Alptuğ Altınkaya daha önce Ay Yapım (Dudaktan Kalbe, Yaprak Dökümü)'ın yapımını üstlendiği Menekşe ile Halil'de rol almıştı...

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://asli-tandogan.yetkinforum.net
BüşrAsLı
Aslı Hastası
Aslı Hastası


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 1574
Yaş Yaş : 22
Başarı Puanı Başarı Puanı : 9
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 11/02/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   Çarş. 11 Mart - 8:17

Ferhunde'den Lamia'ya



Acun Ilıcalı'nın sunduğu 'Fear Factor' yarışmasına katıldıktan sonra bir ajans tarafından keşfedilen ve 'Yaprak Dökümü'nde canlandırdığı 'Levent Tuncer' karakteri ile oyunculuğa adım atan Nihat Alptuğ Altınkaya, ekranların bir diğer dizisi 'Dudaktan Kalbe'ye transfer oldu.

'Yaprak Dökümü'ndeki rolünün sona ermesi nedeniyle diziden ayrılmak zorunda kalan Altınkaya, 'Dudaktan Kalbe'de, Aslı Tandoğan'ın canlandırdığı 'Lamia' karakterinin rol arkadaşını oynuyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:33

Roman gibi diziler

ÖZELLİKLE Reşat Nuri Güntekin’in ‘Yaprak Dökümü’nün gününmüze uyarlanması ile birlikte yeni bir dizi furyası daha oluştu. Roman gibi diziler. Kanal D’de yayınlanan ‘Yaprak Dökümü’nün neredeyse izleyicinin tümünü ekran başına çekmesi, yapımcıları hareketlendirdi. Önceki gün size Halide Edip Adıvar’ın en önemli eserlerinden ‘Sinekli Bakkal’ın da dizi olacağı haberini vermiştim. Şimdi de Reşat Nuri Güntekin’in ‘Dudaktan Kalbe’ eseri dizi oluyor. Dizi Show TV’de ekrana gelecek. 1965’te Beyazperdede Hülya Koçyiğit’in canlandırdığı Lamia karakterini genç oyuncu Aslı Tandoğan oynayacak.

Cüneyt Arkın’ın hayat verdiği ‘Bestekar Kenan’ rolü ise manken-oyuncu Burak Hakkı’nın olacakmış. Ay Yapım’ın hazırladığı dizi ekim ayında Show TV’de ekranlara gelecek.

Yönetmenliğini Andaç Haznedaroğlu’nun yapacağı dizinin çekimleri Büyükada’da gerçekleştirilecek. ‘Lamia ile Bestekar Kenan’ın hüzünlü öyküsü bugüne uyarlanarak çekilecek. Romanı okudunuz mu bilmiyorum ama benim ortaokul yıllarında okuduğum en güzel romanlardan biriydi. Hatta o zamanlar başucu kitabım bile olmuştu. Umarım bu dolu dolu hikayeyi iyi bir yapımla taşırlar ekrana. Bu dizi şüphesiz iyi oyuncular ve kaliteli bir yapımla reyting rekorları kıracaktır.

STAR/Mehtap ALTINOK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:34

Dudakta aşk, kalpte acı…

Aşka inanmayan bir adamın hazin sonu…

Reşat Nuri Güntekin’in unutulmaz eseri 'Dudaktan Kalbe' Show TV ekranlarında başlıyor. Burak Hakkı ile Aslı Tandoğan'ın rol alacağı dizide birbirinden ünlü isimler de yer alıyor. Yönetmenliğini Andaç Haznedaroğlu’nun yaptığı, senaryo yazarlığını Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nun üstlendiği günümüze uyarlanan 'Dudaktan Kalbe ' romanı izleyicisiyle buluşmak için gün sayıyor. Unutulmayan bir aşk hikâyesinin canlandırıldığı 'Dudaktan Kalbe' de aşka inanmayan, aşkın dudaktan kalbe inmeyeceğine inanan bir erkek ile aşk olmadan asla diyen bir kadının öyküsü anlatılıyor. Bu dizide kendinizi bulacak, derinlerinizde sakladığınız gerçekler ile yüzleşeceksiniz.


Günümüz kadın ve erkeğinden çok uzak, özlenen bir aşk hikâyesi ile 'Dudaktan Kalbe' vazgeçilmeziniz olacak ve hiç kaçırmadan izleyeceksiniz. Bir kadının sevdiği adamı, sevilmediğine inanarak terk ederken yüreğindeki acıyı siz de yaşayacak, adeta Lamia ile birlikte gözyaşı dökeceksiniz. Ve bir adamın 'Aşk yok' diye inat ettiği hayatını nasıl mahvettiğine tanık olacaksınız. Siz de kendinizi sorgulayacaksınız. 'Aşk dudakta mı kalpte mi?' bu soruyu çok kez kendinize soracak ve cevabını arayacaksınız.

Kaynak : Uçankuş
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:34

Elimde sözlüklerle rolüme hazırlandım
Reşat Nuri Güntekin'in aynı adlı romanından beyazcama uyarlanan Dudaktan Kalbe izleyiciyle buluşuyor. Başrol oyuncusu Burak Hakkı rolüne elinde Osmanlıca ve Arapça sözlüklerle hazırlanmış

Pazartesi günü Show ekranlarında yepyeni bir dizi izleyiciyle buluşuyor. Reşat Nuri Güntekin'in aynı adlı romanından uyarlanan Dudaktan Kalbe'de Burak Hakkı ve Aslı Tandoğan başrolde. Dizide, yaşadığı kötü tecrübeler sonucunda aşka inancını kaybeden bestekar Kenan'ın Lamia ile tanışması ve sonrasında yaşadığı büyük aşk anlatılıyor. Çekimlerin devam ettiği Büyükada'da dizi setine konuk olduk ve dizinin başrol oyuncularıyla konuştuk.
ALMAN HOCADAN KEMAN DERSİ

Mankenlikten oyunculuğa süratli bir geçiş yapan Burak Hakkı geçtiğimiz dönem Kaybolan Yıllar dizisinde rol almıştı. Hakkı, dizisi bittikten sonra bu seneyi boş geçirmeyi planlasa da yapımcılar onu rahat bırıkmamış ve oyuncuya beş adet dizi teklifi götürmüşler. İçine en çok sinen projenin Dudaktan Kalbe olduğunu söyleyen Hakkı "Bu rolü kabul etmemde birçok etken var. Daha önce hep polisiye türü dizilerde rol aldım. Ama artık kendimi biraz daha duygusal bir rolde görmek istedim. Bugüne kadar oynadığım roller üzerime yapışmasın diye bu rolü kabul ettim" diyor. Dizide bir keman virtüözünü canlandıracak olan Hakkı kemanı tutuş şekilleri ve çalma teknikleri için Alman bir hocadan da ders aldığını dile getiriyor.

Diziye hazırlanmadan önce romanı baştan sona dikkatle okuduğunu anlatan oyuncu romanın dilinin ağır olduğunu, çoğunluğu Osmanlıca ve Arapça olan sözcükleri anlamak için ellerinde sözlüklerle dolaştıklarını anlatıyor. Romanın senaryolaştırılmış halinin çok daha güzel olduğunu belirten Hakkı, dizilerinin daha çok kadın izleyicilerin ilgisini çekeceğini düşünüyor. Genç oyuncu "Dizide fazlaca romantizm var. Öykümüz kadınların sözünün geçtiği evlerde kesinlikle izlenecektir" diyor. Dizide Aslı Tandoğan ise ailesini kaybetmiş, akrabalarının yanında kalan ve keman virtüözü Kenan'a aşık olan Lamia'yı canlandırıyor. Tandoğan rolüne hazırlık adına hiçbir şey yapmadığını, bunun pek de gerekli olmadığını ifade ediyor. Rolünü sorduğumuz Tandoğan, Lamia ile ortak yönleri olduğunu belirterek, "Ben de Lamia gibi aşkı dudakta değil kalpte yaşamaya çalışan biriyim” diyor.


Yeni Şafak Gazetesi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:35

Dudaktan Kalbe dizisinin Cavidan’ı, Özge Özder ilk bakışta soğuk birine benziyor.

Konuştukça dışıyla içi arasında dağlar kadar fark olduğunu anlıyorsunuz. Hayat okulundan değil, Hacettepe’den mezun olmuş. Üstelik ödüllü bir oyuncu. Ve bazı meslektaşları gibi her gün magazin haberleri yerine sadece tiyatro sahnesine çıkıyor.


Aslında çoğumuz gerçek adını bile bilmiyoruz. Ya Haziran Gecesi’nin Lale’si olarak ya da Dudaktan Kalbe’nin Cavidan’ı olarak tanıyoruz Özge Özder’i. Oysa Özder Hacettepe Üniversitesi konservatuvar bölümü mezunu. İki sezondur Şehir Tiyatroları oyuncusu. Üstelik bu sezon oynadığı “Üç Kız Kardeş” oyunuyla Bedia Muvahhit Özel ödülünü kazanmış. Reklamlara ses veriyor. Bugünlerde de rol aldığı ikinci sinema filmi Sıfır Dediğimde’nin vizyona girmesini heyecanla bekliyor.

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
Annem teknik ressam, babam imar planlamacısı olduğu için beni Ankara Devlet Demir Yolları’nın lojmanlarında oturan anneannem ve dedem büyüttü. Tren raylarının ortasında, seraların içinde, ağaçlara tırmanarak ve hayvanlarla sokakta oynayarak büyüdüm. Ama anneannem bana bulaşık yıkamayı da, dantel yapmayı da öğretti. Hatta bir ara teyzem hastalandı. Çocuk yaşta kuzenime bile baktım. Ailemizde hiç oyuncu yok.

Oyunculuk aklınızda yoktu yani...
İlkokuldayken Levent Kırca’nın Olacak O Kadar programı gündemdeydi ve öğretmenim bir tiyatro ödevi vermişti. Ben teybi TV’ye yaslayıp bir skeci ve müziğini kaydettim. Sonra skeci yazıp, arkadaşlarıma rol dağıttım. O yaşta yönetmenlik bile yaptım (Gülüyor). Ortaokula şiirler ve kompozisyonlar yazardım. Çünkü kendimi yazarak ifade ediyordum. Hatta yazdıklarımı yarışmalara gönderip dereceler alıyordum.

Kendiniz yazarak daha iyi ifade ettiğinizi söylüyorsunuz. Peki sizi oyunculuğa yönlendiren ne oldu?
Aslında psikiyatrist olmak istiyordum. Lisede tiyatro grubuna girdim. Sonra bir gün dershanedeki coğrafya dersinde “Benim burada ne işim var” deyip eşyalarımı alıp konservatuvara gittim. Ve Hacettepe’yi kazandım.

Dudaktan Kalbe’de Cavidan çok baskın bir karakter. Ya siz nasılsınız?
Cavidan dizide patron gibi görünüyor ama ben onu kurban görüyorum. Aşka bile iş yoğunluğundan konsantre olamamış. Benzeyen yanımız ikimizin de ne istediğini bilmesi. Tiyatroda da kötü karakter oynuyorum ama baskın değilim.

Neden?
Zaman ayırınca anlaşılan biriyim. O nedenle insanların beni fark edip tozumu alıp parlatması gerekiyor. Yani insanlar için konsantrasyon gerektiriyorum. Aslında çok güçlü görünmeme rağmen kırılganımdır. Ama insanların eline koz vermemek için bir kalkanım var. Yoksa beni tanımlayan tek cümle: Naif! Ama ne istediğini bilen...


Ruh ikizimle evlendim

Aşk: İki yıldır Tansel Öngel’le mutlu bir evliliğim var. Aslında kankaydık ama sonra aşık olduk. Ruh ikizimle evlendim.
Olmazsa olmazları neler?: Sahneye ve sete gittiğimde mutlaka yanımda bir çantam vardır ve yedek kostüm olur. Saçımı ve makyajımı kendim yaparım. Dönem saçı bile tararım. Çünkü birilerine bağımlı olmak canımı sıkıyor.
Nasıl deşarj oluyor?: Çok okurum ama bana hayal kurduran kitapları seviyorum. Öyküler ve oyunlar yazıyorum. Film müzikleri topluyorum ve dans ediyorum.

Alıntıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:36

Dudaktan Kalbe”nin Leyla’sı Fadik Sevin Atasoy, yakında diziden ayrılacağını açıkladı.

Bu dizide sadece uzun soluklu bir misafir oyuncu olduğunu belirten Atasoy, babası Sönmez Atasoy'un New York'taki tiyatroda sahnelenecek "Kanlı Nigar" oyununda rol almak için "Dudaktan Kalbe" dizisinden ayrılacağını açıklayan Fadik Sevin Atasoy, çok heyecanlı oldugunu söyledi. Genç oyuncu, kasım ayında Amerika'ya gidecek.

"Dudaktan Kalbe"nin Leyla’sı Fadik Sevin Atasoy, diziden ayrılacağını açıkladı. Dizide sadece misafir oyuncu olduğunu belirten Atasoy, mayıs ayında sahneye konacak "Kanlı Nigar" müzikalinin provaları için Amerika’ya gidecek.

Türk Sineması’nın yetenekli isimlerinden biri olduğunuz söyleniyor. Peki hiç olumsuz bir şey duydunuz mu kendinizle ilgili?

- Olmaz olur mu? Hak etmediğin yargılarla karşılaşabiliyorsun. Bu sadece benim değil, dünyadaki bütün oyuncuların başına gelen bir şey. Canın yanıyor, dikenler hep sana batıyor. Ama Nietzche’nin dediği gibi: "Beni öldürmeyen şey kuvvetlendirir." Gerçekten de eleştiriler beni kuvvetlendirdi. Maalesef oyunculuk bizim ülkemizde bir kavram olarak oturmadı henüz. Oyunculuk bir sanat dalıdır. İnsanlar bunun üzerinden değerlendirme yaparlarsa hem bizler incinmeyiz, hem de güzel olanla olmayanı daha rahat ayırt edebilirler.

Anneniz ve babanız da tiyatro oyuncusu. Bu durum, maça 1-0 önde başlamanıza neden oldu mu?

- Gözümü açtığımda tiyatro sahnesindeydim. Disiplini, prova sessizliğini küçük yaşta öğrendim. Beni oturturlarmış provaya; oyuncu repliğini unuturmuş, ben sufle verirmişim. Yönetmen de dermiş ki: "4 yaşındaki velet söylüyor. Sen nasıl hatırlamıyorsun!" Annem "En korkulan yönetmenlerin provalarına giriyordun. Senin orada bulunmandan çok büyük keyif duyuyorlardı" diyor. Prova bitermiş, ben kendimi sahneye atıp bütün oyunu oynarmışım. Zaten ilk sahneye çıkışım da 4 yaşında, "Teneke" adlı oyunla oldu. Ailemin bana öğrettiği şudur; oyunculuk hiçbir şekilde başkasına devredilebilecek bir şey değildir.

Hayallerinizin kaçta kaçı gerçekleşti oyunculukla ilgili?

- Sinema yapmak en büyük hayalimdi. "O Şimdi Mahkum"la bu hayalimi gerçekleştirmiş oldum. Ama hálá hayal kurmaya devam ediyorum.

Şimdiki hedefiniz ne?

- Her rolü oynamak istiyorum. Mesela "Zeynep’in 8 Günü" bana geldiğinde, üslup olarak çok farklı bir senaryoydu ve kabul ettim. Farklı üslupları denemenin, farklı tarzda sinemaların içinde olmanın peşindeyim.

"Zeynep’in 8 Günü" vizyona girmeden, sevişme sahnesiyle gündeme geldi...

- Ang Lee, "Brokeback Mountain" filmi gösterime girdikten sonra, hatta Oscar’ı kucakladıktan sonra şöyle söyledi: "Gördüğünüz gibi bu sadece gay kovboyların filmi değil." Sitemini ve ne kadar alındığını bu şekilde dile getirdi. Film vizyona girdikten sonra Zeynep zaten kendi derdini sinemada anlatacak.

"Dudaktan Kalbe" dizisine "Evet" deme sebebiniz neydi?

- Andaç Haznedaroğlu yakın bir arkadaşım. Aslında benim canlandırdığım Leyla karakteri Reşat Nuri’nin orijinal kitabında tek cümleliktir. Ama Ece ile Melek "Biz bir hoşluk yaptık. Bu kadının kim olduğunu göstermek istiyoruz. Ona can verelim. Kenan’la onu bir daha karşılaştıralım" dediler. "Ben varım" dedim. Fakat benim takvimim kasım ayı için doluydu. Ekibe, uzun soluklu bir konuk oyunculuk olursa kabul edeceğimi söyledim. Onlar da kabul ettiler. Kasım ayında ayrılacağım.

Yeni bir dizi mi başlıyor?

- Hayır. Babam New York’ta Türk tiyatrosu kurdu. Orada bir müzikalde oynayacağım. Dolayısıyla kasım ayı gibi Amerika’ya gidip, provaları başlatmam gerekiyor.

Lale Mansur sorumu zor buldu

3. Avrasya Uluslararası Film Festivali’nin sunuculuğunu yaptınız. Konuklara tanıtmak üzere yabancı film jürisini sahneye davet ettiğiniz sırada ise Lale Mansur ile aranızda bir gerginlik yaşandı.

- Ben sadece "Türk Sineması’ndaki estetik nedir" diye sordum. Lale Mansur ise soruyu son derece zor bulduğunu söyledi.

Neden soruyu zor bulmuş?

- Ben de anlayamadım, seyirci de.

Siz, Mansur’a "Balenin zarafeti içinde, sinemada da önemli yerlere geldiniz. Türk sinemasını estetik açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz" diye bir soru sordunuz. Mansur, "Kitabın bu tarafına çalışamamışım. Benim balerin olmamla Türk sineması estetik olmuyor" diye karşılık verdi.

- Ben Lale Hanım’ı elimden geldiğince onore ettim. Sanırım soruyu tam olarak anlamadı. Bu nedenle tepkili davrandı.

"Dudaktan Kalbe"de Leyla karakterini canlandıran Fadik Sevin Atasoy, önümüzdeki günlerde bu diziden ayrılarak Amerika’ya gideceğini söyledi.

Kaynak: hurriyet.com.tr
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:36

Dudaktan Kalbe ışınlananlar

Köşemizin yetiştirdiği ekran hafiyelerinden, dikkatli okurumuz Songül Doğan, Show TV'deki (?) Dudaktan Kalbe dizisinde rastladığı bazı devamlılık hatalarını yazmış: 1. Bir sahnede Paşa'nın evinde çalışan Lamia, Kenan'ın da katıldığı kahvaltıya tepsiyle çay götürüyor. Çay bardaklarını dolduruyor. Ayaklı çaydanlığı masaya bırakıyor ve tepsiyi de tek kulpundan tutup, aşağı sallandırarak odadan çıkıyor. Fakat hemen sonraki sahnede mutfağa döndüğünde tepsiyi iki kulpundan tutmuş ve çaydanlık tepside. Anlaşılan ışınlanıp odaya geri dönüp çaydanlığı almış ama biz görmemişiz. 2. Lamia'ya evin hizmetlisi bayan tembihliyor, "Gece bu Leyla Hanım'ın su sürahisi ve bardağı, bu da Paşa'nın. Odalarına bırak muhakkak" diyor. Lamia, Leyla Hanım'ın suyunu alıyor ve onunla biraz konuştuktan sonra mutfağa dönerken Paşa'ya rastlıyor. Bir isteği olup olmadığını soruyor ve mutfağa dönüyor. Ama Paşa'nın suyu ortada yok. O da ışınlanıp gitmiş. 3. Ama belli ki gitmemiş. Çünkü Paşa ilaç içmeye mutfağa iniyor ve suyu mutfaktan alıyor.

Yüksel Aytuğ/Sabah/Günaydın
çııÖÖçşGaf Kürsüsü

Dudaktan Kalbe dizisindeki tuhaflık pek çok okurumuzun dikkatinden kaçmamış. Cavidan'ın numarası Kenan'ın cep telefonunda 0 536'lı yani kontörlü telefon hattı olarak görünüyor. Koca holding sahibi Cavidan, kontörlü telefon kullanır mı yahu?

Yüksel Aytuğ/Sabah/Günaydın
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:37

Zap'tiye

Binbir Gece'de Onur ve Şehrazat barışmalarının şerefine yağmur altında üç dakika öpüş-tüler. Yaprak Dökümü'nde Şevket ve Ferhunde sürekli dudak dudağa. Kavak Yelleri'nde Aslı ve Deniz, Efe ve Su habire öpüşüp duruyorlar.Son günlerde reyting avına çıkan senaristlerin en sevdiği dizi: Dudaktan Kalbe!...

Yüksel Aytuğ/Sabah/Günaydın
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:37

Aşk üçgeninde köşe kapmaca

Bugün dersimiz geometri. Konumuz ise üçgenler. Ancak bildiğiniz üçgenlerden söz etmeyeceğim. Yerli dizileri esir alan "aşk üçgenlerinden" bahsedeceğim. Efendim, bizim dizilerde tek kişilik aşklar, ne karakterleri ne dizi izleyicilerini keser. Aşk üçgeninin iç açılarının toplamı 180 dereceye olmasa da şöyle en az 18.0 izlenme payına tekabül etmelidir. Olmazsa, olmaz. Bizdeki karakterler mutlaka iki aşk arasında sıkışıp kalırlar. Önlerinde her zaman çatallaşan bir yol vardır ve hangi yola sapacaklarına bir türlü karar veremezler. Örnek mi istiyorsunuz? İşte şaşırtıcı liste Dudaktan Kalbe'de Hüseyin Kenan yeni evlendiği karısı Cavidan ve gönlünü kaptırdığı Lamia arasında hazan yaprağı gibi savrulup durmakta.

Yüksel Aytuğ/Sabah/Günaydın
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:37

Dizilerde intihar salgını

Son dönem dizilerinde bir intihar salgını başladı ki, sonu nereye varır, bilinmez. Binbir Gece'de Onur'un annesi Peride Hanım ilaç içerek intihara kalkıştı. Aynı dizide aşkına karşılık bulamayan Yasemin, intihar ederek yaşamına son verdi. Dudaktan Kalbe'deki Veysel gibi. Hatırla Sevgili'nin Ayla'sı da intihara teşebbüs etmişti. Genco ve Vazgeç Gönlüm'de gençler ailelerin zorlamasıyla hiç istemedikleri kişilerle sözlendiler. Sonra kızlarla konuşup, evlenmek istemediklerini medeni bir şekilde ortaya koydular. Ancak her iki dizide de kızlar intihara kalkışınca, bizim gençler geri adım atmak zorunda kaldılar. Menekşe ile Halil dizisinin son bölümünde ise tecavüze uğrayan Menekşe, Mustafa'ya "Ne olur öldür beni" diye yalvardı. Muhtemelen Menekşe de intihara kalkışacaktır. Görüldüğü gibi durum bir hayli vahim. Televizyonun bu konularda ne kadar yönlendirici olduğu daha önce istatistik verilerle belgelenmişti. Boğaz Köprüsü'ndeki intihar eylemlerinin televizyondan yayınının yasaklanmasından sonra intihar girişimleri yüzde 75 oranında azalmıştı. Eğitim düzeyi düşük toplumlar, televizyonun olumsuz etkilerine daima açıktır. Dizi senaristleri ellerindeki tuttukları kalemin, sorumsuzca kullanıldığında nasıl keskin bir silaha dönüşebileceğini asla akıllarından çıkarmamalılar.

Sabah Gazetesi - Yüksel Aytuğ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:38

BMW parçalamak zor tabi

'Dudaktan Kalbe', son birkaç haftadır yükselişe geçti. Tabii ne de olsa Hüseyin Kenan ve Lamia tekrar görüşmeye başladı. Hüseyin Kenan'ın, sevdiği tek kadının sakladığı büyük sırrı öğrenmesine artık ramak kaldı. Ancak son bölümde meydana gelen trafik kazası, dizinin gördüğü ilgiye yakışmadı. Burak Hakkı'nın canlandırdığı Hüseyin Kenan ve eşi Çelik Prensesi Cavidan, korkunç bir kavga sonrası otomobile biniyor. Kavga arabada da sürüyor. Bu sırada Hüseyin Kenan gaza bastıkça basıyor ve sonuçta otomobilin kontrolünü yitiriyor. Dönmeye başlıyorlar, sonunda da duruyorlar. Ne bir yere çarpıyorlar ne de devriliyorlar. Ama ikisi de yaralanıyor. Arabada çizik yok... Neden mi? Tabii BMW bilmem kaçı parçalamak zor da ondan...

Kaynak:Nilgün K. Tahmaz/TAKVİM
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:40

Dizi senaristleri dizileri anlattı

Türkiye’de en çok izlenen ’Yaprak Dökümü’, ’Dudaktan Kalbe’ ve ’Menekşe ve Halil’ dizilerinin senaristleri olan Melek Gençoğlu ve Ece Yörenç, dizileri nasıl yazdıklarını, çalışma şartlarını ve yeni projelerini anlattılar.




Yaprak Dökümü, Menekşe ve Halil ve Dudaktan Kalbe dizilerinin senaristleri Melek Gençoğlu ve Ece Yörenç, SKYTURK’te Cengiz Semercioğlu’nun Full Ekran programına konuk oldular.

Senaristlerin senaryolarını yazarken nasıl bir çalışma temposunda oldukları merak konusudur. Ece Yörenç, normal çalışanlar gibi sabah 9 civarında biraraya geldiklerini ve akşam saatlerine kadar çalıştıklarını, haftada bir günü de kendilerine ayırdıklarını söyledi. Yörenç, "Evde çalışıyoruz. Tretman çalışmasında biraradayız. Tretman çıktıktan sonra sahneleri paylaşıyoruz, yarıya bölüyoruz ve ayrı ayrı çalışıyoruz" dedi.

-Dudaktan Kalbe’yi daha kolay yazıyoruz-

Bir diziye başlarken bütün sezon ne yapacaklarına baştan karar verdiklerini anlatan Yörenç, "Gideceğimiz yol belli zaten. Arada belli duraklar koyuyoruz kendimize. Özellikle sezon finalini ne yapacağımız, eğer dizi sağlıklı bir şekilde ilerlerse çok şaşırtıcı olmuyor. Hikayeyi yükselten, nabzı yokladığımız yerler oluyor ama yola baştan karar veriyoruz" dedi.

Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe kitaplarını diziye uyarlayan Yörenç ve Gençoğlu, 90 dakikalık senaryonun 45’er dakikalık bölümlerini ayrı ayrı yazdıklarını anlattılar. Melek Gençoğlu, yazdıkları senaryolar arasında en çok Dudaktan Kalbe’yi daha kolay yazdıklarını söyleyerek "Onların tarzı daha akıcı geliyor. Yaprak Dökümü daha oturaklı bir tarz karakterler açısından. O kolay, o zor diye ayıramayız ama Dudaktan Kalbe daha rahat gidiyor" dedi.

Biz de merakla izliyoruz

Ece Yörenç ise, "Biz yazarken çok iştahlı yazıyoruz. Dizi izler gibi merakla, sonu nasıl olacak acaba diye yazıyoruz. Menekşe ve Halil’in matematiği çok daha farklı bir iş. Ama yine de onda da bir merak unsuru var. Yaprak Dökümü’nü ise bir sonraki bölümü bilerek bitiriyoruz. Yani hikayeyi kurmada Yaprak Dökümü daha rahat ilerliyor. Seyirci nasıl haftaya nasıl olacak acaba diye bekliyorsa biz de öyle bekliyoruz" diye konuştu.

Hayal ettiğimiz dünyayı kuruyorlar

Sete zaman zaman keyif olsun diye gittiklerini söyleyen Yörenç, "Bizim çalıştığımız bütün ekiplerin setleri çok medeni ortamlar. Bu tabii yapımcı Kerem Çatay’dan da kaynaklanan birşey. 3 dizi de AY Yapım’ın. Kerem yapımcılığa başladığından beri birlikteyiz" şeklinde konuştu.

Yazdıkları bölümleri önce birbirlerine daha sonra Yapımcı Kerem Çatay’a gönderdiklerini anlatan Yörenç, senaryonun kontrol edilmesinden sonra da yönetmene ve ekibe dağıtıldığını anlattı.

"Biz o dünyayı kurarken bütün tartışmalarımızı masada hallediyoruz. Yani biz kafamızdaki dünyayı hem yapımcıya hem yönetmene anlatıyoruz. Ondan sonra onlar mucizevi bir şekilde o dünyayı kuruyorlar. Kitabını okuduğunuz filmi seyretmek biraz buruk gelir, çünkü kafanızdaki o değildir. Ama bu son derece planlı ve profesyonel bir düzen. Biz senaryoyu yazdığımızda çoğunlukla oyuncular ve mekanlar belli olmamış oluyor. Fakat gittiğimiz zaman mekana, kafamızdaki şeyi görüyoruz. Çok şanslıyız ki işinin en ehli yönetmenlerle çalışıyoruz. Onlar da o dünyayı öyle güzel yansıtıyorlar ki.."

Hangi diziler devam edecek?

Yörenç ve Gençoğlu, Dudaktan Kalbe’nin ve Yaprak Dökümü’nün bu sezon finalinin Haziran ortasında olacağını ancak yeni sezona devam edeceğini söylediler. Menekşe ve Halil’in ise 36. bölümde biteceğini, şu anda son bölümü yazdıklarını aktardılar.


Kaynak:Televiyongazetesi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:40

Dudaktan Kalbe oyuncularının bahçe keyfi


Ekranın sevilen dizilerinden ’Dudaktan Kalbe’nin oyuncuları ve yönetmeni, keyifli bir bahçe partisinde bahara merhaba dedi. Partinin ayrıntılarını InStyle’ın Mayıs sayısında bulabilirsiniz



Dudaktan kalbe dizisi şu sıralar Sarıyer’de görkemli bir yalıda çekiliyor. Dizinin oyuncuları ve yönetmeni yoğun bir program izliyorlar. Geçen günlerde yapım ekibi, onlar için setten uzaklaşıp rahatlayabilecekleri bir fırsat yarattı. Böylece oyuncular da bu gösterişli mekanın bahçesinde rahat, sade, samimi ve çok şık bir bahçe partisine katıldılar.
Ekip set arasında mola vererek hoş bir ortamda biraz soluklanma şansı yakaladı ve dinlenerek keyifli birkaç saat geçirdi. Yönetmen Andaç Haznedaroğlu ve oyuncular Aslı Tandoğan, Burak Hakkı, Yiğit Özşener, Mehtap Bayrı, Ayten Soykök, Köksal Engür, Gözde Kansu ve Güzin Alkan partinin sonunda, günlük rutinin dışına çıktıklarını ve hep birlikte ileride keyifle hatırlayacakları bir gün geçirdiklerini söylediler.

Bahçe partisinin hazırlıkları haftalar öncesinden başladı. Parti günü ise bahçede sabahın ilk saatlerinde telaşlı bir koşuşturmaca vardı. 4Wed Davet Organizasyon firması bahçenin içinde rengarenk bir düzenlemeyle samimi, sıcak ve çok şık bir ortam yarattı.
Bahçenin farklı köşelerine yastıklar, minderler atılarak konukların rahatlığı ön plana alındı. Hana Çiçek’in yaptığı leylak, erengül ve sarmaşık dallarından oluşan çiçek düzenlemeleri çok sade ve çekiciydi. Yiyeceklerin tümü Foodist Catering tarafından özenli bir planlamayla hazırlandı. Partinin konseptine uygun olarak sade, hafif ve lezzetli bir mönü oluşturuldu.
Konukların rahat edebilmeleri için tüm ayrıntılar titizlikle düşünüldü.
Dizideki onca entrikanın aksine oyuncular gerçek hayatta o kadar iyi anlaşıyorlar ve rahatlar ki, neşe ve enerjileri fotoğraf karelerine de hemen yansıdı. Çok uyumlu ve neşeli bir ekip olmaları, şampanya ile başlayan partide birlikte geçirdikleri bu birkaç saati kahkahaya boğdu.
Oyuncular, bahçeye yayılmış yastıklarda konforun keyfini çıkardılar, çimenlerde çıplak ayak dolaşarak doğal ortamda rahatladılar. Dileyenler masada oturarak keyifli sohbetler yaptı, dileyenler ayakta içeceklerini yudumladı. Dizi hakkında sohbet ettiler, baharı doyasıya yaşayan bahçede yemeklerin ne kadar lezzetli olduğunu konuştular. Partinin sonunda bahçe düzenlemesini çok beğendiklerini ve yemeklerin tadına doyamadıklarını ekleyerek yeniden yoğun çekim programlarına döndüler.



Başarılı bir bahçe partisi için tüyolar
Farklı oturma alanları ayarlayın. Herkes sandalyelerde oturmayı tercih etmeyebilir; ya da herkes yemeğini yer yastıklarında yemek istemeyebilir.

Konukların farklı lezzetleri tercih edebileceğini unutmayın ve herkesi memnun etmek için mönüde hem kırmızı, hem de beyaz et bulundurun.

Konukları şampanya ile karşılamak iyi bir fikirdir. şampanya, hem her partiyi şıklaştırır, hem de konukların kolayca ortama ısınmalarını sağlar.

Bahçenizin bakımını ihmal etmeyin. Ne kadar etkileyici bir dekorasyon olursa olsun, bakımsız bir bahçe istediğiniz etkiyi elde etmenizi engelleyecektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:40

Bu iş tıpkı annelik gibi
Andaç Haznedaroğlu..

6-7 yıldır yönetmenlik yapıyorum. İlk çektiğim dizi 'Dadı'. En son da 'Dudaktan Kalbe' geldi. 'Dudaktan Kalbe'de çok iyi bir senaryo ve çok iyi bir yapım ekibi vardı, onun için kabul ettim. Yakışıklı ve güzel birer başrol seçildi. Diğer oyuncuların da güzel olmasına dikkat edildi. Televizyonda çok önemli güzellik.

BİZ DAHA TİTİZİZ!
* Benim için yönetmen 360 derece görebilendir. Herkes yönetmen olamaz. Dizi çekerken günde 14-15 saat çalışıyoruz. Bu insan üstü bir şey aslında. Bir kadın için çok zor. Yani diğer arkadaşlarım nasıl evleniyorlar, nasıl çocuk yapıyorlar; inanın anlamıyorum.
* Kadın yönetmenler erkeklerden daha titiz çalışıyor. Diziler, daha çok kadın izleyiciye hitap ediyor. Kadınlara hizmet ediyoruz ve o duyguyu da iyi anlıyoruz. Bu yıl trend olan kıyafetleri bir erkeğin takip etmesi, bu sene trend olan dekoru bir erkeğin bilmesi daha zor.
* Benim normalde çocuğum yok ama oyuncularımın hepsi çocuğum gibi. Onların her türlü sorununu dinleyip, onlara yol gösteriyorsunuz. Göstermek zorundasınız. Benim için çekilen şeyden daha önemlisi, bu ekiple ve oyuncularla gittiğim o yol. Çünkü belli bir zaman dilimini birlikte geçiriyoruz bu insanlarla. Onların gelişimi benim için çok önemli. Bu; tıpkı annelik duygusu gibi...
Kaynak:Sabah.com.tr
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:41

İki kötü final moralimizi bozdu sadece

Pazartesi akşamı iki dizi final yaptı; biri sezon finaliydi, biri ise gerçek final... Ancak ikisi de yeterince tatmin edici olmadı. Final dediğiniz durum; sezon finali bile olsa bir şeyleri çözüme bağlar. Belki yeni bir başlangıcın da sinyalini verir. Peki, gelelim İki Aile'nin finaline... Bir kere neden son bulduğunu anlayamadığım dizinin, final bölümü o kadar sıradandı ki! 'Nasılsa bitiriyoruz, eski bölümlerden sahneleri arka arkaya bağlayalım, gitsin' mantığı, bu kadar zamandır diziyi izleyenler açısından aşağılayıcı bir durumdu. Düşünsenize orada daha açığa kavuşması gereken duygular, büyümesi gereken çocuklar, hastalığını yenmesi gereken yaşlılar vardı. Madem Damla ile Emrah'ı sevgili yapmayacaktınız, neden bu karakteri diziye dahil ettiniz? Besbelli son birkaç haftada düşen reytinglerin sonucu alınmış bir karardı final yapmak. Peki, amacınız para kazanmak ve kazanamıyorsunuz; hem oyuncular hem de izleyenler açısından daha iyi final yazamaz mıydınız?
'Dudaktan Kalbe'ye gelince... Aslında pasif ve ne yapacağını bilemeyecek kadar çaresiz Lamia'dan daha fazlasını beklemek komik olurdu. Kızım; sevdiğin, uğruna bütün dünyayı karşına aldığın adam gelmiş, 'Gel benimle' diyor. Sen hâlâ Cemil'e bakıyorsun. Yüzünde yine aynı anlamsız ve boş bakış... 'Anne saçımı çektiler, topumu aldılar' mimikleri... Tamam, seni böyle kabul ettik, izliyoruz da ama bir kere de cesaret göster be kızım... Ayrıca diziyi bu karar aşamasında bitirmek çok eski bir numara. Önümüzdeki sezonu iple falan çektirmeyecek bu taktikler. Çünkü artık hemen hepimiz için Lamia, Hüseyin Kenan'ın elini tutsa da bir, tutmasa da... Üstelik hepimiz Lamia'nın buna cesaret edemeyeceğini düşünüyoruz. İşte bu noktada Lamia'yı farklı hareket ettirmeliydiniz. Lamia, sevdiği adamın elini tutuvermeliydi. Bu hareketi yapsa diğerlerinin ne tepki vereceğini inanın daha çok merak ederdik.
Nilgün K.Tahmaz/TAKVİM
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:41

İşte Yaprak Dökümü müzikleriyle bizi ağlatan insan

Onu heyecanla izlediğimiz dizilerin içimizi burkan, yüzümüzü güldüren sahnelerinde sesiyle tanıdık. Müziği, ezgisi, sesinin tınısı içimize öyle bir dokundu ki adını bilmesek, yüzünü görmesek de hepimizin kulağında, kalbinde ve beyninde sarsılması zor bir taht kurdu. Sesinin tınısıyla hayatımızdan birer parça olarak kabul ettiğimiz dizi kahramanlarının üzüntüsünü daha derinden, sevincini daha içten hissettik. Her bölümünü heyecanla beklediğimiz, bizi ekranların başına kilitleyen Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Menekşe ile Halil gibi merakla izlediğimiz dizilerin en önemli kahramanlarından biri de o oldu. Bugüne kadar sesini dinlediğimiz ama yüzünü göremediğimiz Toygar Işıklı'yla hayallerinden, dizi müziklerini yapmaya nasıl başladığından ve kendisinden konuştuk.


Müziğe nasıl başladınız?
Kendi gruplarımız vardı, o gruplarda solistlik yapıyordum. Daha sonra Harun Kolçak, Yonca Lodi, Suavi,Edip Akbayram gibi sanatçıların orkestralarında uzun süre bass gitarist ve vokal olarak bulundum. Böylece müzik piyasasına adım atmış oldum.

Peki sizi dizi müzikleri yapmaya iten sebep neydi? Sonuç olarak dizi müziği yapmak başlı başına bir farklı bir kulvar.

Müzisyenlik yaparken edindiğim arkadaşlarım bana birkaç projeden bahsettiler. Albüm yapmadan önce güzel bir aşama olabileceğini ve bu yolla kendimi tanıtabileceğimi düşündüğüm için projeleri yapmak istedim. İlk olarak 2003 yılında Gece Yürüyüşü dizisinin müziklerini yaptım. Birkaç küçük projenin ardından Türev filminin müziklerini hazırladım. 2006 yılında Yaprak Dökümü'nün müziklerini yapmak benim için de bir dönüm noktası oldu. Yaprak Dökümüyle bir yükseliş yaşadım ve ardından Dudaktan Kalbe, Menekşe ile Halil dizileri geldi. Bu dizilerin yanı sıra Tutsak, Eksik Etek ve Kırık Kanatlar dizisinin son 10 bölümünün müziklerini hazırladım.

Oldukça yoğun bir 2 yıl geçirdiğiniz anlaşılıyor. Peki bu dizi müziklerini hazırlama aşaması nasıl gerçekleşiyordu? Müzikleri bölümleri izledikten sonra mı yapıyordunuz yoksa yaptığınız müziklere göre senaryoda değişiklikler yapılıyor muydu?
Tabi kimi zaman müziğin ritmine, akışına uygun şekilde senaryoyu değiştirdikleri de oluyordu ama müzikleri genel olarak senaryoyu aldıktan sonra hazırlamaya başlıyorum. Çekimler bittikten sonra, hazırlanan bölümü izleyerek müzikleri yerleştiriyorum. Bu işlemi en geç iki gün içinde bitirmemiz gerekiyor. Müzikleri yetiştirmek için iki gün boyunca stüdyodan çıkmadığımız zamanlar oldu. Dizi müzikleri yapmanın neredeyse genel standardı da budur. Sit comlar dışında bütün dizi müziklerinin hazırlanma aşaması böyledir. Benim yaptığım müziklerde de süreç aynen böyle işledi. Bu nedenle de iki yıldır çok yoğun şekilde çalışıyorum.

Müzikleri yaparken kıstaslarınız nelerdir? Hepimizin içine işleyen bu melodiler ortaya çıkarken uzunluk ya da kısalığı nasıl ayarlıyorsunuz?
Bu tamamen duygu işi. Bazı melodiler birden çıkıveriyor ve sadece 10-15 saniye sürüyor. Bu melodiyi uzatmak ya da kısaltmak o anda vermek istediğiniz bütün duyguyu yok edebilir. Mesela Dudaktan Kalbe dizisinde 3,5 dakika süren Gecenin Hüznü diye bir şarkı var. Bu şarkıda hüzün, melodi olabildiğince uzatıldı. Ama bu zaten şarkının içinde olan bir durumdu. Şarkıdan 3 saniye bile keserseniz anlamını, duygusunu yitirmiş olacak. Yani melodi kendini getiriyor bir şekilde. O anki duyguya göre oluşuveriyor. Bazı şarkıları da bilerek kısa yapıyorum. O anda verilmek istenen duyguyu vurgulasın. 'O an'ı ön plana çıkarsın, desteklesin diye kısa tutuyorum. 10 saniyelik bir sahneyse vurgulanmak istenen, ben de bunu ön plana çıkartıyorum.

Bu kadar hüzünlü şarkı yazmanızın arkaplanında yaşanmışlık var mı yoksa dizilerin senaryosundan mı etkilenip bu hüznü ortaya çıkartıyorsunuz?
Mutlaka yaşadığım olumlu olumsuz herşeyin yazdığım şeylerde etkisi var. Ama besteci hayal ve gözlemleme gücü yüksek insan olmalıdır.Dolayısı ile yazdığım şarkıları hem kendi duygusal birikimlerimle hem de okuduğum veya izlediğim şeylerle harmanladığım bir bütün sonucunda ortaya çıkardığımı düşünüyorum..Birisinden duyduğunuz etkili bir cümle bile besteye yöneltmek için yeterli olabilir.

Geçtiğimiz sezonlarda dizi müziklerinde Kıraç ve Gökhan Kırdar isimleri çok ön plana çıkmıştı. Bu yıl adınızı basında pek duyamasak da özellikle sezonu en öne çıkan dizilerinin müziklerinde sizin imzanız görülüyor. Dizi müziği sektöründe nasıl bir yere sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz?
Evet, geçtiğimiz yıllarda Gökhan Kırdar ve Kıraç çok ön plandaydı. Sektörde başkalarının adı pek anılmıyordu. Ama ben yaptığım müziklerle bu sektöre adını yazdıran 3. kişi olduğuma inanıyorum. Her ne kadar basın ilgi göstermese de yapımcılarından, internet ortamında ve bir şekilde bana ulaşan insanlardan bunu anlıyorum. İnsanların tepkisi çok güzel. Müziğimin farkına varan, kaliteli işler yapmaya çalıştığımı anlayan insanların sayısı azımsanamayacak derecede. Dizileri izlemeseler de müziklerimi dinlediğini ve ezberlediğini söyleyen insanlarla çok sık karşılaşıyorum. Müziklerimi yaklaşık 30 milyon insanın dinlediğini biliyorum. Bu çok ilginç bir durum, benim de çok hoşuma gidiyor.

Ama sizin adınız diğerleri kadar ön plana çıkmadı. Şarkılarınızın müdavimleri olsa bile biz sizi ekranlarda pek göremedik. Bunun sebebi nedir? Arka planda kalmak, ‘gizli kişi' olmak sizin tercihiniz miydi? Gölgede kalmak ve merak edilmek sizin için daha mı cazipti?
Aslında pek de kendi tercihim sayılmaz. Tabi ki işim dışımda başka şeylerle gündeme gelmek, kalitesiz işlerle, reklamlarla anılmak istemem. Ama bunun dışında basında yer almamak benim tercihim değil. Sanırım albümüm olmadığı, daha önceden tanınan bir sima olmadığım için medyanın pek ilgisini çekmedim. Bunu yapmak çok da zor değildi aslında; diğer insanlar gibi birilerine sataşıp gündeme gelmek hiç de zor değil ancak ben bu şekilde bilinmek istemiyorum. Her şeye rağmen kalitesiz iş yapan insanların gündemde olup da herkesin beğenisini kazanan, belirli standartları, seviyesi olan işlerin görmezden gelinmesini içime sindiremiyorum.

Sizce müziklerinizin dizilerin tutmasındaki etkisi nedir? Dizilerin konuları ve içerikleri mi sizin müziklerinizin tutmasını sağladı, yoksa müzikleriniz sayesinde mi diziler bu kadar etkili oldu?
Müziklerimin etkisi gerçekten çok büyük.Diziler başlamadan yaklaşık bir ay önce tanıtımları ekranda dönmeye başlar. Bu tanıtımlarda kısa bir bölüm gösterilir ama müzik öncelikli olarak verilir. Tanıtımlar süresince dizinin müziği insanları çeker ya da insanların o diziyle ilgilenmemesine sebep olabilir. Yani tanıtımlar sırasında müzik dizinin lokomotifi olur. Bir dizi müzik yüzünden yayından kaldırılmaz ama o dizi müzik sayesinde tutunur, dizinin alt yapısı iyi olursada devam eder.

Dizi müziklerinin başlangıç adımı olduğunu söylemiştiniz. Albüm çıkartmayı düşünüyor musunuz?
Albüm çalışmalarım yıllardır var. Dizi müzikleri yapmaya başlamadan önce albümümü tamamlamıştım. Ancak yapımcılarla istediğim anlaşmayı yapamadığım için hala albümümü çıkartabilmiş değilim. Ben bir hedef koyarım kendime, ümitsizliğe kapılmam, hırslıyımdır. En iyi ve doğru zamanı bekliyorum. Dizi müzikleri yaparak yolumu açtım, bu sektörde başarılı oldum. Zaman içinde devamını da getireceğim. Kendimi Babam ve Oğlum filminin müzisyen versiyonu oarak görüyorum. O nasıl dilden dile yayıldıysa ben de onun gibi kulaktan kulağa yayılacağım.

Sizi müziklerini yaptığınız Dudaktan Kalbe dizisinde misafir oyuncu olarak da gördük. Müziğin yanı sıra oyunculuk da yapmayı düşünüyor munuz? Isınma turları mı yapıyorsunuz?
Hayır, öyle bir niyetim yok. Misafir oyunculuk, yapımcımızın bana yaptığı bir jestti. Medyanın müziklerime gösterdiği ilgisizlik ve duyarsızlık karşısında bana böyle bir jest yaptılar diyebilirim. Misafir oyunculuk yaparak sadece adımı bilen sevenlerime kendimi tanıtmış olabileceğimi düşündüler. Oyunculuğumu güzel bulanlarda oldu “Müziği ne kadar harikaysa oyunculuğu da o kadar başarısız” şeklinde yorumlarda aldım. Sonuçta oyunculuk yapmayı düşünmediğim için benim için hoş bir hatıra olmakla kaldı.Özel bir çaba harcamadım.

Bundan sonraki projeleriniz neler? Dizi müziklerine devam etmeyi düşünüyor musunuz?
Evet. Yeni bir film ve dizi müziği projesi için çalışmaya başladık. Birçok teklif geliyor. En uygun projeyi seçerek yolumuza devamedeceğiz.


Röportaj: Dilek Özlem Ataönder
Mynet Haber Editörü
Mynetten alıntıdır...
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:41

Burcu Esmersoy'un pişmanlığı

NTV spor spikeri Burcu Esmersoy'a Show TV'de yayınlanan Dudaktan Kalbe dizisinden teklif gelmiş, ancak kabul etmemişti. Esmersoy, dizi tutunca pişman olmuş.

Posta Gazetesi'nin haberine göre İtalyan eşi Massimo Cusimano'dan dizi için izin alan Burcu Esmersoy'a Cavidan karakteri önerildi. Ancak Esmersoy gözü yaşlı Lamia'yı canlandırmak istedi. Lamia rolünü Aslı Tandoğan kaptı. Esmersoy'un dizinin tutması nedeniyle rolü kaçırdığına pişman olduğu belirtildi.
Televizyon Gazetesi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:42

Yeni sezonda Show TV, Reşat Nuri’nin Dudaktan Kalbe ve Adalet Ağaoğlu’nun Fikrimin İnce Gülü romanlarını; TRT, Peyami Safa’nın Rumbadan Cumbaya’sını (tekrar); ATV, Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal’ını ve Ahmet Ümit’in Kavim romanından uyarlanan Kanun Namına dizisini izleyicilere sunacak.
Kanal D, Yaprak Dökümü’ne; Star, Ayşe Kulin’in romanından uyarladığı Köprü’ye kaldığı yerden devam edecek. Kısacası Türk televizyonları reytingleri bu kez romanlar üzerinden kapışacak.
Türk klasiklerinin televizyona uyarlanmasını aslında yıllar önce TRT başlatmıştı. TRT, 1973 yılında yayın hayatına başladığında Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Geçmiş Zaman Elbiseleri”, Sait Faik Abasıyanık’ın “Müthiş Bir Tren”, Sabahattin Ali’nin “Hanende Melek” ve Kenan Hulusi Koray’ın “Sazlık” adlı eserlerini ekranlara taşıdı. Daha sonra yayınladığı Çalıkuşu, Acımak, Küçük Ağa, Aşk-ı Memnu, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Kartallar Yüksek Uçar gibi eserler 1980’li yılların sevilen dizileriydi. Kitabı sinemaya ve televizyona en çok uyarlanan yazar ise Reşat Nuri Güntekin. 23 eserinden 16’sı sinemaya, 7’si televizyona aktarılmış. Dudaktan Kalbe 5, Yaprak Dökümü 4 kez uyarlanan roman rekoruna sahip.

Dudaktan Kalbe ilk kez 1951’de çekilmiş. Bu filmin senaristi de, yönetmeni de Şadan Kamil. 1965’te Hülya Koçyiğit ve Cüneyt Arkın’ın rol aldığı filmi Ülkü Erakalın yazıp yönetmiş. 1988’de Okan Uysaler’in televizyon dizisi olarak çektiği Tarık Tarcan ve Lale Kalyoncu’nun rol aldığı bir versiyonu var. 2004’te yine Ülkü Erakalın imzalı İpek Tuzcuoğlu ve Gökhan Arsoy’lu bir dizi var. Yakında Show’da başlayacak son dizinin başrollerini ise Burak Hakkı ve Aslı Tandoğan paylaşıyor. Yaprak Dökümü 2 kez sinemada, 2 kez de televizyonda izlenen bir eser. İlk olarak 1958 yılında Suavi Tedü tarafından uyarlanan filmin ikincisini 1967’de Memduh Ün yönetiyor.

Günümüz yapımcıları bu romanların popülaritesini yeni yeni fark etmeye başladılar. Bunun nedenini televizyon eleştirmeni Sina Koloğlu, senaristlerin artık haftada 80 dakikalık senaryo yazmalarının imkansız olmasına bağlıyor. Koloğlu, “Dudaktan Kalbe dizisini Yaprak Dökümü’nü yapan ekip yapıyor. Bence özellikle Reşat Nuri’nin eserleri bu açıdan tutar.” diyor. Senarist Birol Güven, konuyu, “Televizyon dizileri klişeler üzerinden yürüyor. Son yıllarda çok sayıda dizi yapılması bu klişeleri bile tüketmiş durumda. Özel televizyonların klasikleri geç keşfetmesinin nedeni de izleyicinin klişelerden daha yeni yeni sıkılmaya başlamasıdır. İzleyici değişiklik istiyor, kanallar da klasiklerle geçici bir çözüm üretiyor; ama bence asıl çözüm özgün eserlerde. Özgün fikirler çıkmayınca yapımcılar klasiklere yöneliyor. Yüzlerce defa yapılmış melodramları tekrar yapmak yerine edebiyat uyarlamaları yapmak iyi fikir.” şeklinde yorumluyor. Ancak Güven, klasiklerin kalite unsuru olarak ekranlarda her zaman olmasını; ama bu acımasız rekabetin içine sokulmaması gerektiğini de savunuyor. Bütün yapımcıların Yaprak Dökümü’nü örnek aldığını belirten Birol Güven, başarılı olamayan klasik eser uyarlamalarının sayısının da oldukça fazla olduğunu belirtiyor. Güven, “Türkiye’de diziler minimum 90 dakika yapılıyor. Hangi eseri ele alırsanız alın bir sezonda 90 dakikadan 39 bölüm yapınca o eserler de klişelere başvurmaya başlayacaktır. Çok yakında klasik dizilere benzeyen edebiyat eserlerini görürseniz şaşırmayın. Klasikler televizyonun çıtasını yukarı kaldırır mı bilemem; ama dizilerin klasiklerin çıtasını düşüreceği kesin.” diyor.
Yeni oyuncuların şansı açılmıştı

TRT dönemi rekabetin uzak olduğu bir dönemdi ama oyunculara kendilerini kanıtlayacakları fırsatlar sunuluyordu. Nitekim, Aşk-ı Memnu Müjde Ar’ı, Çalıkuşu Aydan Şener’i sinema dünyasına tanıtmıştı. Bu yıl yayınlanan Yaprak Dökümü de birçok yeni oyuncuyu tanıttı. Necla karakterini oynayan Fahriye Evcen gibi. Gökçe Bahadır (Leyla) da daha önce hiç bu kadar dikkat çekmemişti. Yeni dizilerinin böyle bir misyonunu olup olmadığı konusundaki soruşturmamızın cevabını sinema araştırmacısı Funda Burcu Ünal’dan alıyoruz. “Günümüz dizileri oyuncu kazandırma misyonuna sahip değil. Elbette bir diziyle meşhur olan oyuncular da var; ancak bunun sebebi televizyonun misyonu değil. Sırf ilgi çekiyor diye mankenlerin, türkücülerin dizilerde rol alması da gösteriyor ki tek amaç reyting.” diyen Ünal, geriye dönüp baktığımızda TRT dizilerini ve bu dizilerle büyüyen oyuncuları hatırladığımızı, gelecekte ise bugünlerin televizyonunun karışık, çizgisi belirsiz bir başlangıç aşaması olarak hatırlanacağını söylüyor.
________________________________________
Neden en çok Reşat Nuri Güntekin’in romanları dizilere uyarlanıyor?
Sinema tarihçisi Funda Burcu Ünal, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Reşat Nuri’nin eserleri uzun tasvirlerden, ayrıntılardan uzak, dönemine göre çok ağır olmayan bir dil yapısına sahip. Kitaplarında genellikle Batılılaşmanın yanlış yorumlanmasını eleştirir, değerlerini yitirenlerin, geleneksel aile yapısını yıkıp yerine sindirilmemiş Avrupa değerlerini koyanların acıklı sonları üzerinde durur.” diyor. Ayrıca kendisi müfettişlik ve öğretmenlik görevi sebebiyle uzun süre Anadolu’da yaşamış, Fransa’da bulunmuş. Eserlerinde bunun etkisi büyük. Reşat Nuri’nin eserlerinin güncelliklerini yitirmediğini söyleyen Ünal, “İnsanları, en çok olmak istediklerini anlatan hikayelerle, düşmekten korktukları durumları anlatan hikayeler etkiler. Reşat Nuri, bunu başarıyor. Çalıkuşu’nun Feride’sine gıpta eden izleyici, Yaprak Dökümü’nde ağlıyor.” tespitinde bulunuyor.
________________________________________
Dünden bugüne diziye uyarlanan romanlar
Sazlık-Kenan Hulusi Koray (TRT) Hanende Melek-Sabahattin Ali (TRT) Geçmiş Zaman Elbiseleri-A. Hamdi Tanpınar (TRT) Müthiş Bir Tren, Havada Bulut-S. Faik Abasıyanık (TRT) Bir İntihar-Samet Ağaoğlu (TRT) Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Acımak-R. Nuri Güntekin (TRT, Kanal D) Küçük Ağa, Osmancık/Kuruluş-Tarık Buğra (TRT) Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar-H. Ziya Uşaklıgil (TRT) Dokuzuncu Hariciye Koğuşu-Peyami Safa (TRT) Kartallar Yüksek Uçar, Kurtlar Sofrası-Attila İlhan (TRT) Hanımın Çiftliği, El Kızı, Yalancı Dünya-Orhan Kemal (TRT) Şeytan Ayrıntıda Gizlidir, Kanun Namına-Ahmet Ümit (TRT) Yalancı-Bedii Faik (TRT) Parmak Damgası, Deniz Gurbetçileri-C. Şakir Kabaağaçlı (TRT) Gecenin Öteki Yüzü-Füruzan (TRT) Keşanlı Ali Destanı-Haldun Taner (TRT) Ateşten Günler, Sinekli Bakkal-H. Edip Adıvar (TRT) Başka Olur Ağaların Düğünü-Kemal Bilbaşar (TRT) Esir Şehrin İnsanları-Kemal Tahir (TRT) Samanyolu-Kerime Nadir (TRT) Sızı-Mehmet Eroğlu (TRT) Üç İstanbul-M. Kemal Kuntay (TRT) Bugünün Saraylısı-R. Halid Karay (TRT) Cumhuriyet-Turgut Özakman (TRT) Küçük Besleme, Üvey Baba-Kemalettin Tuğcu (Star)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:43

Ekranın yeni aşkları

Sezonun açılması ile diziler ekranlardaki yerlerini almaya başladı. Özellikle aşk üzerine kurgulu olanları, şimdiden seyircileri ekran başına çekmeye başladı bile. Seda dergisi, dizi aşklarını sayfalarına taşıyıp gecen sezon Binbir Gecenin tahtina kimin gececegini sordu...


Zoraki Koca

Yaz dizisi olarak başlayan Zoraki Koca eski Türk filmlerinin adeta bir benzeri. İzlerken Türkan Şoray ve Ediz Hun'un eski filmlerini hatırlatan dizide Özlem Yılmaz ve Burak Özçivit gibi genç yıldızlar oynuyor

Halil İle Menekşe

Sedef Avcı ve Kıvanç Tatlıtuğ'un oynadığı diziye adını veren Menekşe ve Halil, Almanya'dan Türkiye'ye kaçıyorlar. İstemediği bir adamla zorla evlendirilmek istenen Menekşe ile onun peşinden giden Halil arasındaki aşk, her türlü soruna göğüs germeye çalışacak.


Dudaktan Kalbe

Reşat Nuri Güntekin'in aynı adlı eserinden uyarlanan Dudaktan Kalbe, başrollerini paylaştığı Burak Hakkı ve Asllı Tandoğan arasındaki aşkı anlatacak. Hatta bu askin Sehrazat ve Onur;un tahtini zorlayabilecegi konusuluyor...Genco

Alpay Atalan ve Selen Seyven'in başrollerini oynadığı Genco dizisinde, Genco ve Pınar kavuşamayan iki aşığı canlandırıyor. Genco'nun reytinglerinde dizinin konusunun yanında yaşanan aşkın da büyük payı var.
Senden Başka

Akademi Türkiye yarışmasında ikinci olan Tolga Futacı ile Saadet Işıl Aksoy'un oynadığı Senden Başka fakir olduklarını birbirinden saklayan iki gencin öyküsünü anlatıyor. Elif ve Orhan, imkânsız olduklarını düşündükleri aşklarıyla diziyi oldukça sevdirdiler.


Bıçak Sırtı

Melisa Sözen, Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Vildan Atasever ve Mehmet Günsür gibi oyuncuların başrollerini baylaştığı Bıçak Sırtı dizisinin hangi aşklara gebe kalacağı henüz bilinmiyor. Fakat yasak aşklar Bıçak Sırtı'nın beğeniyle izlenmesinde önemli rol oynayacak.


Annem

Vahide Gördüm, Talat Bulut ile İlhan Şeşen'in oynadığı Annem dizisinde farklı aşklar var. Şimdiden Polis Ali rolüyle izlediğiniz İlhan Şeşen'in Zeynep'e (Vahide Gördüm
Kavak Yelleri

Gençlik dizisi olarak başlayan Kavak Yelleri, Deniz ile Aslı'nın birbirine duydukları habersiz aşkı anlatıyor. Ailece izlenen dizi, sadece bu aşk üzerine kurulu olmadığı için oldukça reyting alıyor.


haber alintidir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:43

Cadı kazanı

'Dudaktan Kalbe' 220 dakikalık bir 'özel' bölüm hazırlamış. Lamia, beyaz elbisesiyle oturuyor kumsalda, geçtiğimiz sezon başından geçenleri anlatıyor. Allah'ım 220 dakikalık film bile sıkıcı olur, değil dizinin tekrarını vermek!

NILGUN TAHMAZ / TAKVIM
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:43

Bize esmer günler düştü

Ben dizi yönetmenlerinin yerinde olsam, sezonun son çekiminden sonra oyuncuları etrafıma toplar ve bir ricada bulunurdum: "Yaz mevsiminin nimetlerinden yararlanmak için can attığınızı biliyorum. Ancak sizden ricam, sezonun ilk çekimine bronz tenlerinizle gelmemeniz. Tatil programınızı ona göre yapın lütfen..." Zira kaldığı yerden devam eden pek çok dizide oyuncular yanık tenleriyle arz-ı endam eyliyor. Bu ani görüntü değişikliği, dizinin inandırıcılığını törpülüyor. Elveda Rumeli ve Dudaktan Kalbe dizilerinde rastladım. Pek çok oyuncu şezlongdan kalkıp, sete gelmiş gibiydi. Oysa bu tuhaf görüntünün önüne geçmek için yönetmenlerin uyarısına da gerek yok. Zira "profesyonellik" sadece kontrat yaparken avukata danışmak değildir. Bilmem anlatabiliyor muyum?

YÜKSEL AYTUĞ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:43

Gözümüz kör değil çok şükür

Dizilerimiz tek tek geri dönüyor. Tabii ilk bölümlerden itibaren eleştirilecek o kadar çok şey ekrana yansıyor ki... Ya da algıda seçicilik mi desem? Ama baştan itirafımı yapayım, dizileri özlemişim. Öyle ya da böyle birçok karakter hayatımızın parçası... İşte bu hafta yeniden bizlerle buluşan dizilerden biri de 'Dudaktan Kalbe' oldu. Lamia ve Hüseyin, Kenan'ın aşkını izlemeye devam edeceğiz. Ama içimiz bir hayli kasılarak. Çünkü dizide hemen hiçbir ilerleme yok. Sürekli oyuncuların yüzüne titreyerek yaklaşan kamera ve herkesin birbirine dehşet içinde bakması, 'Dudaktan Kalbe'nin klasikleri. Aslına bakarsanız buna geçen sezon alışmıştık. Ama bu sezon bir tek konuyu ilerletmişler. Lamia artık sadece Hüseyin Kenan ve Cemil aşık değil. Bu arada Lamia'nın eski nişanlısı, Lamia'ya saldırmaya kalktığı için öldürülen bekçiyi unuttuk bile... Ancak yeni sezonda Lamia tutkunları daha da artmış. Artık Makbule bile "Lamia'yı getirin bana!" diye çığlık atıyor. Genç kız, küçük bir kasabadaki pansiyonda çalışıyor. Pansiyona gelen müşterilerden biri; Mesut Bey, Lamia'yı görür görmez, bodoslama fotoğraflarını çekmek istiyor. Anlayacağınız Lamia'yı gören vuruluyor. Ve bu durum o kadar sıkıcı bir hal alıyor ki, biz kendi aramızda dalgaya başlıyoruz; "Aaa oradan bir köpek geçiyor, o da kesin Lamia'ya aşık olur." Yani tamam, bir romandan yola çıkarak yazıldı senaryo kabul ediyorum. Reşat Nuri Güntekin, belli ki Lamia'nın karşı konulmaz bir güzelliği olduğunu hayal ederek kaleme almış romanını. Tartışılmaz yeteneğiyle okuyucuyu da inandırmış genç kadının büyüleyici bir güzelliği olduğuna. Ancak ne yazık ki, biz kitap okumuyoruz. Karşımızda ete kemiğe bürünmüş karakterler var. Gözlerimiz de kör olmadığına göre, Lamia'ya her görenin çarpılması pek de söz konusu değil. Biraz daha gerçekçi yazılabilir senaryo... En azından birkaç kez gören aşık olsun, hani ne kadar iyi bir insan olduğunu anlayan, erdemli kişiliği hakkında bilgi sahibi olan. Emin olun, dizi daha gerçekçi ve izlenir olacak.

NİLGÜN K. TAHMAZ
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
pınar
Aslı Fan
Aslı Fan


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 49
Yaş Yaş : 24
Başarı Puanı Başarı Puanı : 0
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/03/09

MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   C.tesi 14 Mart - 9:44

En kısır virtüöz

Bazen öyle detaylara takılıyorum ki, izlediğim dizinin öyküsünün içine bir türlü giremiyorum. Örneğin; Dudaktan Kalbe dizisinin ilk bölümünde Hüseyin Kenan, "dünyaca ünlü bestekar ve keman virtüözü" olarak tanıtılmıştı. Ama öykü ilerleyeli neredeyse iki yıl olmasına rağmen bizim Kenan Bey'in topu topu iki yeni bestesi var. Bu hızla bir albüm yapması neredeyse 7 yılı bulur! Sanırım Hüseyin Kenan kardeşimiz müzik tarihine "en kısır bestekar" olarak geçmek üzere... Bir de Küçük Kadınlar dizisindeki Bade Hanım'ın yeni lenslerine takmış durumdayım. Dizinin başında gözleri kahverengi idi. Ama son bölümde baktım ki mavi lens kullanıyor. Bade Hanım dediğimiz, zevk için mavi lens alabilecek ekonomik düzeye sahip değil. Zira hepi topu bir köşkte ayak işlerine filan bakıyor. E o zaman nereden çıktı bu mavi lens şimdi?.. Aynı dizide gözümün takıldığı bir başka ayrıntı ise kardeşlerin en küçüğü Cansu'nun kulakları... Son bölümde Cansu'nun kulağında son derece dikkat çekici kocaman bir altın küpe gördüm. Bildiğim kadarıyla kızkardeşlerin durumu buna pek müsait değil. Eh, Cansu da onu evlat edinmek isteyen kötü halasından hiçbir hediye kabul etmediğine göre bu koca altın küpe de neyin nesi? Ah, az daha atlıyordum, bu dizinin de ana sponsoru bir mücevherat firmasıydı, değil mi? Eminim ekran başındaki minikler şimdiden anne babalarına "Cansu küpesi istiyorum" diye tutturmuşlardır...

YÜKSEL AYTUĞ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Basında Çıkan Haberler   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Basında Çıkan Haberler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Aslı Tandoğan :: Basın-
Buraya geçin: